“Bir kitaplık, dünyadaki en büyük vaatten daha değerliydi.”
Elias Canetti - Körleşme
şimdi sen kalkip gidiyorsun. git.
gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. gitsinler.
oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
oysa allah bilir bugün iyi uyanmiştik
sevgiyeydi ilk açilisi gözlerimizin sirf onaydi
bir kuş konmuş parmaklarima uzun uzun ötmuştü
bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz
sanki hiç olmamişti
oysa kalbim işte şuracikta çarpiyordu
şurda senin gözlerindeki bakimsiz mavi, güzel lafli istanbullar
şurda da etin çoğaliyordu dokundukca laflarin dunyalarin
öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi ki sevmek
ki karaköy köprüsüne yağmur yağarken
biraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
çünkü iki kişiydik
oysa bir bardak su yetiyordu saçlarini ıslatmaya
bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
iki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
yüzünün bitip vucudunun başladığı yerde
memelerin vardi memelerin kahramandı sonra
sonrasi iyilik guzellik.
cemal süreyya
Önemli olan seni tamamlayacak ruhu bulmandır..Her peygamberin verdiği öğüt aynıdır:
Sana ayna olacak insanı bul…!
Hz.Mevlana
“Kaybettiği her şeyi geri alma derdindeydi, kayıplarının sonu yoktu, hayat sonsuza kadar böyle devam edecekti.”
Jack Kerouac
Anonymous asked: dünyanın her yeri aynı her yanı yaşanmaz
ilginç izmire gel sen bence:)
gülün tam ortasında ağlıyorum
her akşam sokak ortasında öldükçe
önümü arkamı bilmiyorum
azaldığını duyup duyup karanlıkta
beni ayakta tutan gözlerinin
ellerini alıyorum sabaha kadar seviyorum
ellerin beyaz tekrar beyaz tekrar beyaz
ellerinin bu kadar beyaz olmasından korkuyorum
istasyonda tiren oluyor biraz
ben bazan istasyonu bulamayan bir adamım
gülü alıyorum yüzüme sürüyorum
her nasılsa sokağa düşmüş
kolumu kanadımı kırıyorum
bir kan oluyor bir kıyamet bir çalgı
ve zurnanın ucunda yepyeni bir çingene…
Cemal Süreya
“Kim ne derse desin, kendisi olmaktan çıkmak, kendini bilmekten de acı vericidir.” (s.15)
“Beni yokluğuyla bile aşırı derecede rahatsız ediyordu.” (s.16)
“Kadınları pek tanımıyordum o günlerde. Hala tanıdığım pek söylenemez ya. Erkekleri de. Hayvanları da. En çok acılarımı tanıdığımı söyleyebilirim, derinlemesine olmasa da.” (s.16)
“Anılar bitiriyor insanı. Öyleyse size önemli gözüken belli şeyleri düşünmemeniz gerekiyor, yoksa bunların belleğinizde yavaş yavaş canlanma tehlikesi beliriyor. Toparlarsak eğer, her gün, günde birkaç kez, belli anlarda düşünmelisiniz bunları, hepsi de bir sis bulutuna gömülüp tanınmaz hale gelene kadar uzun uzun düşünmelisiniz.” (s.30)
“El ele, hiç konuşmadan, kendi dünyalarımıza gömülmüş, her birimiz kendi dünyasına gömülmüş, eller birbirinin içinde unutulmuş yürüdük.” (s.87)
“Bırakıyorum söylesinler diye, bana ait olmayan sözcükleri, ben de bir sözcüğüm, söyledikleri bir sözcük, ama boşuna söyledikleri.” (s.129)
-“Önemli olan ölmek değil ki! Öldüğün sırada ne yaptığın. Renee sen öldüğün sırada ne yapıyordun?
Sevmeye hazırlanıyordun değil mi? ”
Le Hérisson(Yaşamaya Değer)
Allah’ım bana kaldırımların kalbinden tak!
Yürüsünler, gitsinler, sesim çıkmasın.
İbrahim Tenekeci
” Eskiden hayat anlamsızmış, çünkü elinde hayatı karşılaştıracağı bir şey yokmuş. Ama şimdi ölüm varmış: ölüm, kayıp ve acı. Gözyaşları, titremeler, dehşet ve pişmanlık. Şimdi, hepimizi bekleyen sonu bildiği için, Marla hayatının her anını hissedebiliyormuş. “
Bir zamanlar birini sevmiştim. Gözlerini bende bırakıp gitti. Bırakacak başka kimsesi olmadığı için. Sevmek… Yüreğin döküp saçtıklarını, bunca karanlığı eşeleye eşeleye bulduğum bir sözcük. Kimse bana ”Herkes sevdiğini öldürür” dememişti ki!
Aslı Erdoğan - Taş Bina ve Diğerleri


